Tasavvuf ve Yunus Emre

 

"Yunus, şairden çok bir filozof bir ahlakçı idi. Düşüncelerini tasavvufa dayanarak savunmaktadır. Onda tasavvuf kaos içindeki bir toplumda kozmoza varan bir yoldur."

İ. Hakkı BALTACIOĞLU

Yunus'u bilmek, tanımak ve anlamak için bize ne panetizm ne de benzeri düşünme sistemleri fayda verebilirler. Yunus'u anlama imkânı bulabileceğimiz zemin İslam tasavvufu ve bu anlayış çerçevesinde inşa edilmiş olan Türk kültürüdür.

Yunus, böyle bir kültürün insanı olarak tasavvufu bir hayat anlayışı olarak benimsedi. Zulümlerle dolu bir çağda onu insanlara bir kurtuluş projesi olarak sundu. Dolayısıyla" Yunus Emre her şeyden evvel tasavvuf düşüncesinin adamıdır." Onun her mısraı bağlı olduğu inancın yorumu, açıklaması, şiir diliyle ifadesi şeklindedir. Yunus'a sadece ahlakçı gözüyle bakanlar bile aynı tespiti yaparlar:

"Yunus'un neşrettiği ahlak, evvela herkesi Kur'an ve Hadise bağlanmaya, şer'î esaslara, en ufak teferruatına kadar riayete davet eder. Çünkü tarikatın esası şeriattır. Buna riayet etmeyenler için ebedi azap ve tehdit vardır".

Yunus Emre'nin şiirlerinde de bu durum zaten belirtilmektedir:

Evvel kapı şeriat emri nehyi bildirir

Yuya günahlarını her bir Kur'an hecesi

beytiyle başlayan şiir, Yunus'un temel düşüncesinin ilk ve en önemli kaynağını açıklar. Kişi Müslümanlık binasına şeriat kapısından girecektir. Kur'an'la öğrenilen emir ve yasaklarla günahlardan, yanlışlardan uzak bir hayat yaşayacaktır.

İkinci ana kaynak Peygamber'dir ve O'na da uyulması gerekir. Zira peygamber, kendinden ortaya bir şey koyan değil, Kur'an'dan haber veren, onu açıklayan kişidir. Yunus Peygamberimiz için de bu bağlamda şöyle der:

Sen hak peygambersin seksiz gümansız

Sana uymayanlar gider imansız

Yunus'un düşünce dünyasında olay, kişisel bağlamda inanma ve ibadet etmeyle sınırlı değildir. Şiirinde İslam'ın pratiğe geçirilmesi gereken kurallarıyla ilgili tespitler yani ahlaki ilkeler de vardır. Bunların çoğu yine âyet ve hadislerin yorumu şeklindedir. Yalan söylememek, sabırlı olmak, insanlarla iyi geçinmek, gönül kırmamak, kanaat, cömertlik, yardımseverlik…. kişiye teklif edilen olumlu davranışlardır.

Yaramazdır buhl ü hased

Kibar mübarizdir gayet

Kökünü kaz yabana at

Fariğ olur ey gam-güzar

…………

Ey dostunu düşman tutan

Gıybet yalan söz söyleme

Bunda gammazlık eyleyen

Onda yeri dar olur

…………….

Gelin tanşık olalım

İş kolayın tutalım

Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz

…………

Ne versen elin ile

Şol varır senin ile

mısralarında ifadesini bulan davranışlar bu bağlamdaki şiirlerin örnekleri arasındadır. Bu hedeflerin gerekleşmesi ise kişinin bir eğitimcinin eğitimi altında nefsini eğitmesine bağlıdır. Zira hedefe ulaşmada en büyük engel nefstir. Onun eğitimi de ancak manevi terbiye ile mümkündür. Bu terbiye de bir tarikat içinde kazanılır:

İkincisi tarikat kulluğa bel bağlaya

Yolu doğru varanı yargılaya hocası

Manevi eğitimin sonunda gerçekleşen hedef, kişinin gönül gözünün açılmasıdır. Nefsini eğitmiş, gönlünü her türlü kirden, pastan, günahtan geçici heveslerden, kinden, öfkeden arındırmış ve buraya Allah sevgisini yerleştirmiş olanların kalp gözü açılır. İnsan-ı kâmil olmanın adıdır bu.

Üçüncüsü marifet can gönül gözün açar

Bu mana sarayının Arşa değin yücesi

Bu noktadaki bir insan, ıslah olmuş, eğitilmiş, elinden, dilinden, gönlünden emin olabileceğimiz kişidir. Kendi problemlerini yendiği gibi yaşadığı toplum içinde de artık örnek bir kişidir. Güzelliğin, doğruluğun, mükemmelliğin timsalidir. Toplum bu tür örneklere bakarak, bu örneklerin irşatlarıyla aynı hedeflere varma imkânına kavuşur. Böylece kul olma sorumluluğunu yerine getiren bu tür kişiler, kişisel olgunlukta daha ileri noktalara gitmenin yollarına yönelebilirler. Sonuçta kişi. Marifet kapısından Hakikat'e ulaşmış olur. Ve yaratılış amacı gerçekleşir.

Yunus'un düşünce ufukları, böylesine geniş bir anlam haritası bulunan tasavvuf düşüncesi içinde ele alındığında daha doğru tespitlere ulaşmak mümkün olacaktır. Bu yapılmadığı takdirde herkese göre değişen bir Yunus portresi ortaya çıkacaktır ki bunun da "Bizim Yunus" aşk ahlakçısı Yunus'la bir alâkasının olmayacağı aşikârdır.